Üç Aynalı Kırk Oda (Murathan Mungan)

ÜÇ AYNALI KIRK ODA
Eserin Adı: Üç Aynalı Kırk Oda
Yazarın Adı: Murathan Mungan
Tarihi : Mayıs 1999
Yayınevi : Metis Yayınları
Basılış Adedi: 1. Basım Mayıs 1999 / 25000
2. Basım Haziran 1999 / 25000
Sayfa  Sayısı: 390
Boyutları : 19cm-13cm
Yazar Hakkında Bilgi : 21 Nisan 1955 İstanbul doğumlu . Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya  Fakültesi Tiyatro bölümünü bitirdi. Bir süre devlet tiyatrolarında dramaturg olarak çalıştı. İlk kitabı 1980 yılında yayınlanan ” Mahmut ile Yezida ” ile Türkiye İş Bankası’nın açtığı oyun yarışmasında ikincilik ödülü, “Osmanlı’ya dair Hikayat (1981)” adlı şiir kitabıyla Akademi Kitabevi  Şiir Başarı ödülü , Sahtiyan adlı şiir kitabıyla (1981) Gösteri dergisi şiir ödülü birinciliğini aldı. Taziye (1982) adlı oyun kitabıyla Sanat kurumu tarafından 1984 yılının en iyi tiyatro yazarı seçildi.
Yazarın şiirleri: Sahtiyan, Yaz Geçer, Omarya
Hikayeleri :  Cenk Hikayeleri , Kırk oda , Kafdağı’nın önü
Oyunları: Taziye, Bir Garip Orhan Veli, Geyikler Lanetler
Çeşitli alanlara dağılmış yirmi yıllık çalışmalarından yaptığı özel bir seçmeyi Murathan ’95 ‘te topladı. Şiirlerinden yapılan bir seçme Kürtçe’ye çevrildi: Li Rojhilate dile min (kalbimin doğusunda). Dünya Edebiyatı’ndan resim konulu öyküleri biraraya getirdiği  “Ressamın Sözleşmesi”  adlı bir seçkisi yayımlandı.
Eserin türü: Hikaye
Kahramanları:
1. hikaye : ALİCE STAR
Teksas’lı , inatçı ve asi bir genç kızdır. Fiziksel özellikleri ; tombul, kısa boylu , sivilceli ve sevimsiz. Ama kimsenin farkında olmadığı güzel yerleri vardır ; daha sonra onu üne kavuşturacağı göbeği, sırtı , omuzları, mermer gibi pürüzsüz duru teni ve bacaklarının düzlüğü. Alice sağduyulu ve dingin biridir . En umutsuz anlarda bir çıkış yolu bulur. Dikkafalı , hayalperest , inanılmaz tembel , yersiz alınganlıklar yapan ve çabuk sıkılan biridir. Dağınık , sebatsız ve sık sık değişen tutkuları vardır.
2.hikaye: ALİYE
İyi hoş bir görüntüsü olmasına rağmen farkedilmemiş ve gizli kalmış , evlenme zamanı gelmiş bir genç kızdır. Ayna’lı Pastane’de kasiyerlik yapardı. Uzun biçimli ve cilalı tırnakları vardır. Titiz, dikkatli ve kimseyi bir şeye ikna etmeye çalışmaz. Hiçbir şey için fazladan gayret etmez ve her şeyi zamanın akışına bırakırdı. Çok fazla hayalperest ve zamanının çoğunu düşünerek , kendi ve tanımadığı ama karşılaştığı insanların hayatları hakkında hikayeler uydurarak geçirir.
3.hikaye: ALİ
Dünya’ya  gelişiyle farklı bir insan olarak tanınan Ali hayal dünyası geniş, kişilik çatışması yaşıyan ve ruhu ile bedenini yakıştıramayan biridir. Fiziksel olarak cılız ve sarışındır. Erkek olmayı hiçbir zaman kabullenenmemiştir. Aile yapısı çok farklı olan Ali; annesi ile babası, babası ile başka erkeklerle olan ilişkileri yüzünden erkek olmaktan nefret etmiştir. Kendini hep kadın olarak hayal etmiştir.
Olayın geçtiği çevre:
1.hikaye: Teksas’lı Alice ordan kaçıp Amerika, Los Angeles’a gidiyor . mekan olarak bir de uzaydan Votoroxqua Gezegeni’nden bahsediliyor.
2.hikaye: Hikayenin tamamı İstanbul’da geçiyor.
3.hikaye: Diyarbakır’da geçiyor. Önce bir köyde daha sonra da il merkezinde.
Hikayenin Özeti:
1.hikaye: Alice Texas’lı bir genç kızdır. Annesi barlarda bulaşıkçılık ve garsonluk yapan Köpek Kathy, babası ise hiçbir iş yapmayan biridir. Alice film seyretmeyi çok sever ve daha sonra bu filmler hakkında hayaller kurar. En önemli özelliği de izlediği filmlerdeki yerlere kaçmasıdır. Evden birçok defa kaçmasına rağmen her defasında da geri dönmüştür. Alice bulunduğu yerden uzaklaşarak ünlü bir yıldız olmayı hayal eder durmadan.
Bir gün yine evden kaçar ve bu sefer daha farklı olduğunu hisseder. Yolda yine hayaller kurar. Amerika da Eddie d’Ascanto ile tanışır ve onunla  aşk yaşamaya başlar. Eddie onu ünlü yapmaya kararlıdır. Ona plaklar çıkarır ama hiç fayda etmez,başarılı olamaz. En sonunda son çare bir kırkbeşlik çıkarmaya karar verirler. Çalışmalar sonucu kırkbeşlik hazırlanır ve bunun ile beklenilen ilgiye ulaşılır. Pasaklı Alice, artık tüm Dünyaca tanınan pop yıldızı Alice Star olmuştur. Alice ‘in saç modeli , her yerde çalan şarkıları, tüm genç kızların üzerindeki göbeği açık bırakan Alice  badileri. Her şey bir anda inanılmayacak derecede göz kamaştırıcı olmuştur.
Büyük organizasyonlardan biri olan LA Stadyumunda muhteşem bir konserin hazırlıkları başlar. Bunun için milyonlarca dolar masraf yapılır. Işıklar , ses düzeni, dev ekran her şey mükemmeldir ve o an gelir. İnanılmaz kalabalığın tek ses olup “Alice! Alice!” bağırışları ile Alice Star sahneye çıkar. En hit parçasını söyledikten sonra birden gökyüzünde kocaman bir ışık yumağı belirir. Tam stadın ortasında durur ve göz kamaştırıcı bir ışık vakumlar gibi Alice ‘i içine alır. Herkes bunun şovun bir parçası olduğunu düşünür. Eddie d’Ascanto kendini parçalarcasına bağrınarak sahnenin ortasına gelir ve yardım ister. Bunun karşısında halk daha bir coşar. Her yerden sesler gelmeye başlar ” Mükemmel bir şov, şu adama bir bakın  , tıpkı gerçek gibi” . Görevliler  bile Eddie’ye inanmazlar.
Bu sırada Alice kendine gelir ve kendini bir uzay gemisinin içinde bulur. Karşısında da hayallerini süsleyen son derece yakışıklı bir erkek vardır. Daha sonra kendisinin Adam adında bir uzaylı olduğunu öğrenir. O anda bir uzay gemisi ile Votoroxqua Gezegeni’ne doğru gittiklerini öğrenir. Adam tüm dünya kanallarına bağlanarak açıklamada bulunur. Bu açıklamada kendisinin Alice’e aşık olduğunu söyler ve eğer istemezse onu geri getireceğini anlatır. Gezegeninin kurallarını ihlal ettiğini ve kötü bir şekilde cezalandırılacağını ; ama duygularına engel olamadığını anlatır. Ayrıca  dünyalılar hakkında herşeyi bildiklerini, inanılmayacak kadar gelişmiş teknolojilerinin olduğunu anlatır.
Bütün bu olanlar karşısında Alice hayretler içinde kalmıştır. Her şeye rağmen Adam ile mükemmel bir aşk yaşar ve çok mutlu olur. Çok ilginç yerlerden geçerler ve gezegene ulaşırlar. Orada bir binaya yerleşirler , her şey Alice’in zevkine göre düzenlenmiştir. Alice gizli bir odada Dünya ve Votoroxqua Gezegeni hakkında birçok şey okur ve izler. Gördüklerine inanamaz.
Günün birinde uzaylılardan biri apar topar onu alır ve uzay gemisine bindirir. Bütün yalvarıp yakarmalarına rağmen ona hiçbir şeyden bahsetmezler. Ne gitmesine izin verirler , ne de Adam’ı ona gösterirler. Dünya’ya yaklaştıkları sırada ona Adam’ın yaptığından dolayı cezalandırıldığını ve kendisinin de Dünya’ya geri gönderileceğini anlatırlar.
Bunun ardından ona bir sıvı enjekte ederler.
Dünyaya indiğinde çevresine toplanan kalabalığa şaşkın şaşkın bakar ve insanların ona niye “Adam nerde” diye bağırdığını düşünür. Ama hafızasında son birkaç güne dair hiçbir şey kalmamıştır.
2.hikaye: Aliye Aynalı Pastane’de kasiyerlik yapan bir genç kızdır. Artık evlenme çağına gelmiş olmasına rağmen bekardır. Günleri kasa başında oturup gelip geçenin hayatı hakkında hikayeler uydurmakla geçer. Hiç görmediği tanımadığı insanları istediği gibi yaşatmak ona büyük bir mutluluk verir. Tabii yalnızca başkaları hakkında değil , kendi hakkında da değişik , olması imkansız hayaller kurar. Giysiler , parfümler, lüks içinde bir hayat, yakışıklı erkekler…
Aliye yine  bir gün pastanede otururken sürekli gördüğü o bembeyaz takım elbiseli, bir tek burnu beyaz olan topuklu, siyah ayakkabılı , kırmızı gömlekli o adamı görür. Son birkaç günkü gibi pastanenin camının önünde durmuş  Aliye’yi izliyordur. İş çıkışında onun yanına yaklaşır ve tanışır. Zamanla arkadaş olurlar. Adamın adı hiçkimse tarafından bilinmez. İnsanlar tarafından hiç hoş olmayan bir şekilde çağrılır. İşi de kadın pazarlamaktır. Aliye ile İstanbul’un en lüks lokantalarını ,en güzel yerlerini gezerler.
Bir gün Aliye’ye bu kasiyerlik işinde para olmadığını, kendini harcadığını söyler. Ona daha iyi ve çok zengin olabileceği bir iş teklif eder. Ona hayat kadını olasını , bu konuda ona çok yardımcı olacağını ve onu çok ünlü yapacağını söyler. Aliye ilk duyduğunda buna çok karşı çıkar. Zamanla adam öyle bir anlatır ki Aliye ikna olur. Aliye ‘yi Aynalı Pastane’nin aynasından içeri bambaşka bir dünyaya götürür. Aliye burda çok zengin ve ünlü olur. Hayatını şimdiye kadar boşu boşuna geçirdiğini , hatta yaşamadığını düşünür. Zamanla bu iş de ona boş gelmeye başlar. Eski hayatını özler . Onu bu işe atan Müştik asla geri dönüş olmadığını anlatıp durur. Aliye tüm bunlara inanmaz ve aynadan içeri girmenin imkansız olduğunu düşünmesine rağmen girdiğini öyleyse şimdi geri dönebileceğini düşünür.
Geceyarısı araba ile yola çıkarlar. Hiç bilmediği yollarda uzun süre ilerlerler. Sonunda Müştik arabayı durdurur ve burdan sonrasının Aliye’nin yalnız ilerlemesi gerektiğini söyler. Aliye sonu belli olmayan kapkaranlık bir yolda saatlerce yürür ve sonunda bir ışık görür. Oraya vardığında bir delikten  Aynalı Pastane’yi görür. Şimdi aynanın içinden pastaneyi seyreder. Bağırması , yırtınmasına rağmen kimse sesini duymaz. Aliye de kendi hayalinde kaybolur.
3.hikaye: Ali tehlikeli bir doğum ile dünyaya gelir. Herkes onun lanetli olduğunu düşünür. Babası siyaset ile ilgilenir.   Annesi eğitimli ve kibar bir kadındır ve oğlunun her zaman okumasını ister. Çocukluk döneminin büyük bölümünde beraber yaşadıkları halaları okumasının gereksiz olduğunu düşünürler ve karşı çıkarlar. Halaları geri kafalı ve dine aşırı bağlı insanlardır. Ali dedesine çok düşkündür. Dedesi bir gün ortadan kaybolur ve bir daha dönmez. Bundan saonra halaları birer birer bahçedeki kuyularına atlayarak intihar ederler.
Yaşı ilerledikçe Ali’nin kadınlığa olan ilgisi de artar. Bir deftere kadın olmanın yolları ile ilgili bulduğu gazete küpürlerini yapıştırır. Bu defteri hep ortada bırakır ama kimse önemsemez. Aşırı sinirli olan Ali her olayda odasına çekilir, yorganının altına girer ve günlerce ordan çıkmaz. Aynaya bakmak hiç hoşuna gitmez . Büyüdükçe , ergenliğe girdikçe kıllanmaya , sesi kalınlaşmaya başlar, bununla yavaş yavaş öldüğünü hisseder. Zaman geçtikçe kadın olması imkansızlaşır ve hayalleri uzaklaşır. Babası ile annesinin ilişkileri çok farklıdır. Babası kendi annesi, kardeşleri ve başka kadınlar ayrıca başka erkeklerle birlikte olur. İçki içtiği zamanlarda büyük bir zevkle bunları Ali’nin annesine anlatır. Annesi de Ali’ye anlatır. Ali annesinin her anlatışında kusar, sapsarı kesilir ve ağlamaya başlar. Annesinin anlatmasındaki amacı Ali’nin onlara benzemesini önlemektir. Ama Ali bunlarla babasından nefret etmeye başlar. Sonra psikoloğa gitmeye başlar. Zamanla durgunlaşır, hiç konuşmaz olur. Herkes onun iyileştiğini sanır. Ama iç dünyası hiçbir zaman değişmez.
Babası felç geçirir. Sonunda Ali’yi evlendirirler ve babasının istediği gibi avukat olur. Ama hayatından nefret eder.
Bir gün aynaya bakarken kendini bambaşka bir dünyada bulur. Aliye adlı çok güzel , dul ve zengin bir kadın olmuştur. Her gece böyle aynanın öteki yüzündeki odaya geçer. Erkeklerle beraber olur ve bu onun hoşuna gider. Bir gün bir İtalyan gazeteci ile tanışır ve ona aşık olur. Onunla beraber olmak için bütün yolları dener . ama bir gün onun evine gittiğinde onun bir erkekle beraber olduğunu görür ve yıkılır. Çok içki içer ve arabasıyla boğaza uçar. O günden sonra ondan bir iz bulan olmaz. Ortadan kaybolur. Tıpkı dedesi gibi…
Yazarın Gayesi: Bütün insanların Dünyasının farklı olduğu ve tanımadığımız, bilmediğimiz insanların hayatlarının bazen bizimkine benzemesine rağmen büsbütün değişik olduğunu insanlara hatırlatmak. Okuyanların kendinden bişeyler bulduğu, bazen ders alıp bazen yorum yaptığı gerçekçi hayatlar yaratarak hayal gücünü çalıştırmak. Bunun yanında insanları tanımada kolaylık sağlamak.
Yazarın Üslubu: Yazar hikayede  sade bir dil kullanmış. Buna rağmen büyüleyici , etki altında bırakan bir dilde yazmış. Anlaşılmayan kelimeler yok ama kullanılan kelime dağarcığı oldukça geniş. Bu da yazının daha anlaşılır ve daha zevkli olmasını sağlamış. Hikayeye yer yer hayal ürünü olaylar eklemiş . Bunların gerçek olamayacağını bilmesine rağmen öyle inandırıcı yazmış ki okuyanlar bunlara inanmak istiyor. Bu da hikayeye sınırsızlık, özgürlük katmış. Hikayenin bütününde olaylardan çok hissedilenleri ve düşünülenleri vurgulamaya çalışmış. Cümleleri oldukça anlaşılır . Kısacası Edebiyatımızın  başarılı yazarlarından Murathan Mungan bu eserinde de kelimeleri kullanmadaki üstün gücünü güzel bir şekilde sergilemiş.
Eserin Anafikri: Üç hikayede de anlatılmak istenen bütün insanların isteklerinin , yaşadıklarının, acılarının ve sevinçlerinin kısacası hayatlarının farklı olduğu. Yaşadıkları müddetçe isteklerinin hep ellerinde olmayan doğrultusunda olacağıdır.
Eser hakkındaki düşüncelerim: Eserin gerçekten usta ve tecrübeli bir yazar tarafından yazıldığının neredeyse her cümlesinden anlaşıldığını düşünüyorum.
Konuların benden uzak olmasına rağmen büyük bir dikkatle okuduğumu söyleyebilirim. Çünkü hikayelerde vurgulanmak istenen konular değil inasanların düşündükleri , kişilikleri ve hissettikleri. Bu da her zaman için benim ilgimi çeken bir konu olmuştur. Çünkü insanların düşüncelerini öğrenerek onları tanıma fırsatı bulduğumu ve bunun da sosyal hayatım için önemli olduğu fikrindeyim.
Hikayelerin yaşanmışcasına gerçekçi anlatılması oldukça etkileyici. Bu gerçekçiliğin en büyük nedeninin de ayrıntılarının neredeyse hiçbirinin kaçırılmamasından olduğunu düşünüyorum.
Her hikayede iç dünyaya ,ayna yolu ile farklı bir dünyaya açılması gibi mecazi bir anlamda anlatılması bir bütünlük kazandırmış ve hikayeler arasında bağlantı kurmuş. Kısacası bu eser oldukça hoşuma gitti ve bana diğer insanlar hakkında birçok şey kazandırdığına inanıyorum.

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: